Günümüz İtalyan edebiyatının ünlü yazarı Cristina Comencini’nin çarpıcı romanı İtalya’da Bir Türk Sevdim, kapıyı çalan bir yabancıyla altüst olan rolleri, gün yüzüne çıkan aile sırlarını anlatıyor.

“…Gözüm, açık pencerenin ötesindeki gökyüzünde yüzen beyaz bulutlardan başka bir şey görmüyor. Sanki karşımda, parktaki ağaçların tepeleri ve birkaç evin damındaki antenlerle alt tarafı hafifçe kirletilmiş bembeyaz bir tuval var. Birden çığlık çığlığa bir kırlangıç sürüsü geçiyor ve uzaklaşıp kayboluyor. Tuvalin bir ucundan, bulutların arasındaki mavi boşlukları delen bir uçak görünüyor, sonra o da yok oluyor. Gözlerim yaşlarla doluyor.

“Beğendiniz mi?”

Evet anlamında başımı sallıyorum. Ne kadar zamandır onun varlığını böylesine canlı biçimde duymamıştım. Odanın bu yalın boşluğu, hiçbir bağı ve kösteği olmayan, alabildiğine özgür bulutların devindiği gökyüzüne açılan o pencere.

Bunca yıl nasıl yaşayabildim onsuz?” – Cristina Comencini, İtalya’da Bir Türk Sevdim

İki kız kardeş Maria ile Isabella, aynı deniz kabuğunda oluşmuş bir çift inci gibidirler. Biri ürkek ve çekingen biri gözüpek ve atılgandır. 68 kuşağından bu iki kardeş, ilkgençliklerini Roma sokaklarında geçirir ve yaşam her ikisini de farklı yollara savurur. Maria, hayal kırıklığı yaşadığı ilişkisinden, kendisini çocuğuna adayarak kurtulurken, Isabella arayışlar içinde yollara düşerek Ağrı Dağı`nın eteklerine varır. Arada dağlar, denizler vardır artık… Isabella, Türkiye’ye yaptığı bu yolculuk sırasında, görüşleri nedeniyle polis tarafından aranan Mehmet’le tanışır. Bir yolunu bulup onu İtalya’ya, kız kardeşi Maria’nın yanına götürür. Asker kaputundan bozma koyu nefti paltosuyla bu yakışıklı Türk, Roma’daki eve neşe, canlılık ve yaşam getirmiştir. İki kız kardeşi birden büyüleyip kendine âşık eden bu tatlı dilli erkek, onların gözünde yaşamı bir serüven gibi sürdürme isteğinin somutlaşmış biçimidir. Maria, yaşananlardan yıllar sonra İstanbul`a gelir ve Boğaz`ın üstünde çığlık çığlığa uçuşan kuşları seyre dalarak çarpıcı, dokunaklı ve cüretkâr hikâyelerini anlatır okurlara… Hem de yaşadıklarına bütünüyle sadık kalarak…

 

Ünlü yönetmen Luigi Comencini’nin kızı Cristina Comencini, her satırı görünür kılınmış bu romanda kardeşler arasındaki o derin, zorlu ilişkiyi, bir aşk üçgeni etrafında ince ince işliyor…

CRISTINA COMENCINI

 

CRISTINA COMENCINI, 1956’da doğdu. Ekonomi öğrenimi yapan Comencini, Zoo (Hayvanat Bahçesi) adlı çocuk hikâyesinin beyazperdeye aktarılması için yapılan öneri üzerine 20. yüzyıl İtalyan sinemasının öncülerinden olan babası Luigi Comencini’nin izinden giderek senaristliğe ve film yönetmenliğine başladı. Bu arada romancı ve öykücü olarak edebiyat alanındaki çalışmalarını da sürdürdü. Comencini’nin çeşitli dillere çevrilen kitapları Le pagine strappate (Yırtık Sayfalar), Passione di famiglia (Aile Tutkusu), 1999’da Can Yayınları’ndan İtalya’da Bir Türk Sevdim adı altında yayımlanan Il capotto del Turco, Matrioska (Matrioşka), La bestia nel cuore (Yüreğimdeki Canavar), L’illusione del bene’dir (İyilik Yanılsaması).

 

Cristina Comencini’nin Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:

Geceyle Gelen, 2010

Yüreğimdeki Canavar, 2011


İTALYA’DA BİR TÜRK SEVDİM

Yazar: Cristina Comencini

Çeviri: Semin Sayıt

Tür: Roman

Sayfa sayısı: 217

Fiyatı:  17 TL

Yayın tarihi: 10 Ocak 2012

 

Share