Sen; sessizlik ya da suskunun arkasında kalıp
O’nun gerçeği bildiğini hiç düşündün mü?
Sen; tren garından sana el sallanmasını düşlerken,
O’nun senin kentine her geldiğinde batıya yönelip sana el salladığını,
Seni sevdiğini gözyaşlarıyla haykırdığını hiç duydun mu?


Denize kıyısı olan bir kentte yaşadığı için,
her gün denize bakmanın martıların ağıtlarını dinlemenin
adınla,sevgi…siyle eşleştirdiği ‘’mavi’’in onda ne ifade ettiğini anlayabilir misin?
Bu acıyı anlayabilir misin?
Sen; hiç Kuzguncuk’ta iskele ayaklarına yaslanıp buzdan kumlarda terledin mi?
Sen; hiç Kuzguncuk’ta Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda,
Tüm iç organları boşalmış,kısacık yolu kalmış yüreğiyle
Savrulan bir kadın gördün mü?
‘’Eylülde şemsiye kullanma’’dediğin için altı yıldır şemsiye kullanmadığını biliyor musun?
Onun için yağmurunda; deniz,martılar ve mavi gibi sen olduğunu biliyor musun?
Sen; yaşanmamış bir şey düşleyip
Yaşanmışlıklardan sızan kana basarak yürüyorsun,
Yürürken arkanda bıraktığın izlere bakmayı hiç düşündün mü?
Sıcak odanın penceresinden serçeyi objektifine alırken,
kendini onun yerine koymayı hiç düşündün mü?
Onun bakışındaki öyküyü okuyabildin mi?
Sessizlik ve susku bir yaşama biçimi mi?
Yoksa bunu bahane edip karşındakine verdiğin değeri haykırmak mı?
o yıllardır duyuyor ve hep biliyor oysa…
Buna rağmen onun seni hala seviyor olmasını,
yüreğindeki senden hiç bir şey eksilmediğini anlayabilir misin?
Sen böyle bir sevgiye rastladın mı?
‘’Ben istiyorum,benim hayatım bunu gerektiriyor,
Yok buda istediğim tarzda değilmiş’’ mi?
öyleyse isyanın sitemin niye?
beni anlamıyorsun demek daha kolay olduğu için mi?
Nurcan Çakır

Share