Aynadaki Zaman, bir yandan öykü kişilerinin karşılaştığı tuhaf olayları aktarırken bir yandan da bu kişilerin iç dünyalarını ortaya koyuyor.

CemilKavukcu_1_sml (2)“Birinci Rüya

Bir süredir tuhaf rüyalar görüyorum. İlginç olan şu ki, rüyamda gördüğüm kişilerin bazılarını tanımıyorum. Dün gece de, Alman olduğunu sandığım dört kişi ile bir iş görüşmesi yapıyordum. Görüşmeden çok onlar tarafından sorgulanıyor gibiydim. İçlerinden biri çat pat Türkçe konuşabiliyordu. Anladığım kadarıyla romanlarımdan birini filme çekmek istiyorlardı. Sonra öbür üçünün de en az onun kadar Türkçe bildiklerini anladım. Ama biz Almanca konuşuyorduk. O âna kadar belirsiz olan mekân, emekli olduğum işyerimdeki odama dönüştü. Birden, birkaç saate kadar çıkmam gerektiğini, çünkü İstanbul’a gideceğimi fark ettim. Ama onlar, işin en önemli bölümünü daha konuşmadığımız için karşı çıktılar. Otobüs firmasına telefon edip bileti gece yarısına çevirmemi istiyorlardı. Telefon ettim ama o saatlerde hiç yer yoktu. Otobüsüm de çoktan hareket etmişti zaten. Sonra odada tek başıma olduğumu fark ettim. Tuvalete gitmek için koridora çıktığımda öbür odaların da boş olduğunu gördüm. Sadece mühendis Şahin Bey’in odasının kapısı kapalıydı; o da, otele verecek parası olmadığından orada yatıp kalkıyordu. Tuvaletin kapısı aralıktı. İçeri girecekken durdum. Klozette küçük bir kız oturuyordu. Beni görmemişti. Geri çekildim. İşini bitiren kız yine beni görmeden çıkıp gitti.Odama döndüm. Bir cep telefonu çalmaya başladı. Telefonun sesi sandalyeye atılmış pantolondan geliyordu. Benim pantolonumdu. Tuvalete iç çamaşırlarıyla gitmiştim. Utandım. Telefon benimki gibi çalmıyordu.Cebimden çıkardığımda başkasına ait olduğunu anladım.O anda kapıdan yedi yıl önce bir kazada ölen işyeri arkadaşım İhsan girdi. “Telefon bana,” dedi. Uyandım.”

aynadaki_zamanEdebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla “alacakaranlığa” yöneliyor bu kitabında.

CEMİL KAVUKÇU

CEMİL KAVUKÇU, 1951 yılında İnegöl’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi (1976). Öyküleri, 1980 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayımlandı. Patika adlı yapıtıyla 1987 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü ve 1996 yılında Uzak Noktalara Doğru adlı öykü kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, 2009 yılında Angelacoma’nın Duvarları adlı anlatısıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

 

Cemil Kavukçu’nun Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:

Uzak Noktalara Doğru, 1995

Yalnız Uyuyanlar İçin, 1996

Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak, 1997

Temmuz Suçlu, 1998

Dönüş, 1998

Dört Duvar Beş Pencere, 1999

Pazar Güneşi, 2000

Gemiler de Ağlarmış, 2001

Başkasının Rüyaları, 2003

Suda Bulanık Oyunlar, 2004

Gamba, 2005

Mimoza’da Elli Gram, 2007

Angelacoma’nın Duvarları, 2008

Tasmalı Güvercin, 2009

Düşkaçıran, 2011

 

AYNADAKİ ZAMAN

Yazar: Cemil Kavukçu

Tür: Öykü

Sayfa sayısı: 90 Sayfa

Fiyatı: 8 TL

Yayın tarihi: 04 Eylül 2012

 

Share