İnternetin en çok okunan Türkçe kitap-eleştiri sitesi Sabitfikir.com’un dört ay önce yayımlamaya başladığı dergisi Sabit Fikir, yeni sayısıyla okurlarının karşısında!

Derginin bu ayki dosya çalışması, “edebiyat ödülleri”ni konu alıyor. Edebiyat ödüllerinin tarihinden, “ödül” ile “edebiyat” kavramlarının nasıl bir araya gelebildiğine, geçmişte ve günümüzde verilen edebiyat ödüllerine kadar pek çok noktaya değinen çalışmaya, Hilmi Yavuz, Ömer Erdem ve Murat Gülsoy görüşleriyle katkıda bulunuyor.

BÜTÜN ÖDÜLLER İDEOLOJİKTİR, TARAFTIR, TARAFÇIDIR!

Sibel Oral’ın imzasıyla yayımlanan özel dosya, Ömer Erdem’in bu çarpıcı söylemiyle başlıyor… Türkiye ve dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerine “farklı” bir gözle yaklaşan dosyada Hilmi Yavuz ve Murat Gülsoy da görüşleriyle yer alıyor. İşte, sarsıcı dosyadan ilginç görüş ve tespitleri yan yana getiren bir bölüm:

Buradan baktığımızda, edebiyat tarihi birbirinden etkileyici, kusursuz metinlerin oluşturduğu bir örgü gibi duruyor. Ancak tarihin bir noktasına zumlayıp, belli bir dönemin edebiyat ortamına yolculuk yaptığımızda, durum bugünkünden pek de farklı görünmeyecektir: ticari zorluklar, önyargılar, yanlış anlaşılmalar, okur azlığı… Dolayısıyla diyebiliriz ki: Öykündüğümüz, yere göğe sığdıramadığımız o tarihin birazını da biz yazıyoruz şimdi: biraz yayınevlerinin, biraz medyanın, biraz da sektörün kalbinde yatan en eski, en köklü kurumlardan biri olan ödüllerin katkısıyla…

Evet, edebiyat ödüllerinin sorularımıza verdiği yanıtlar bizi çoğunlukla tatmin etmez; hatta kimi zaman gerçek yeteneği görmezlikten gelme konusundaki becerileri bizi çileden çıkarabilir. Ancak
yine de, “sözcük”lerin “edebiyat”a dönüşmesinin müsebbibi olan edebiyat dünyası için, nasıl önemli bir rol oynadıklarını inkar etmek mümkün değil…

KÜÇÜK SORUŞTURMADAN ÇIKAN BÜYÜK SORULAR
Behçet Necatigil’in Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nün sonunda yer alan Edebiyat Armağan ve Ödülleri sayfalarını incelemeye başladığımda, elbette ödüllerimizin o kadarla sınırlı olmadığını biliyordum. Sonra, muazzam bilgiler kaynağı internette bir linkten diğerine sayfa sayfa giderken, aslında ne kadar çok ödülümüz olduğunu gördüm. Ancak, birçoğu sadece birkaç yıl verilip sonlandırılmıştı; özel bir araştırma haricinde bu ödüllerin adını bile duymak pek kolay değildi.

Hatta, öyle ödüller var ki, alan yazarların isimleri Google’da bile yok! Peki, bu durum neyin göstergesi? “Edebiyat ödüllerini ele alırken, “iyi ödül”, “kötü ödül” diye bir ayrım yapamayacağımıza göre başka bir çıkış noktası bulmalıyım” diye düşünürken ajanslara düşen haberlerden biri ilgimi çekti: Man Booker Uluslar arası Ödülü bu yıl Philip Roth’un olmuştu. Üstelik, daha birkaç hafta önce John Le Carré de bu ödülün aday listesinden çıkarılmak istediğini talep etmişti. Yazarın ödülü reddetme hakkı elbette vardı, peki, ama neden? Üstelik tuhaf bir durum vardı ki; bu tavır hoşuma gitmedi değil. Artık Nobel alsa da rahatlasak dediğimiz Roth almıştı ödülü. Peki, biz coşkulu okura ne faydası vardı Carré’nin ödülü reddetmesinin ya da Roth’un ödülü almasının? Hem şu Nobel’i neden hala Roth’a vermemişlerdi? Edebi nitelik konusunda kolay arıza yapabilen okurların bazıları için edebiyat ödüllerinin önemi büyüktür, bazıların da ise zerre kadar önemi yoktur. Ödül mevhumunu önemsemeyenler, Carré’nin tavrını destekliyordur eminim. Ama bu tavrı destekleyip Roth’un bu ödülü almasına çocuklar gibi sevinen benim gibi tuhaf okurların işi zor olsa gerek…

GELECEĞİ DEĞİL GEÇMİŞİ ÖDÜLLENDİRMEK
Başka bir mesele de ödüllere yayımlanmamış bir dosyayla katılanların, basılmış kitapla katılanlar karşısında hiç şansı olmaması. Hadi biraz açık olalım; daha hiç kitabı basılmamış yazar adayının dosyası mı öncelikli, yoksa kitabı (kitapları) olan yazarın mı? Birçok edebiyat ödülünün seçici kurulunda yer alan Hilmi Yavuz, “kitapla değil de dosyayla katılan genç yazarların hiç mi şansı yok” sorumuza şöyle yanıt veriyor; “Dikkat edilse görülecektir: bugüne kadar dosyayla ödüle katılan -ki bunlar, genellikle hiç tanınmamış, yeni imzalardıryazarlardan ödüle değer görülen hemen hemen yok denecek kadar azdır. Ödüllerde ölçüt, açıkça ifade edilmese bile, genel olarak, bir yeni yeteneğin değil, belirli bir yaşa gelmiş bir yazarın geçmiş emeğinin ödüllendirilmesi oluyor.”Edebiyat ödüllerinin yararına inanan kendisi de yazarlığının başında ödül alan ve şimdi iki seçici kurulun jürisinde olan Murat Gülsoy da edebiyat ödüllerinin eski önemine sahip olmamasını yayın dünyasının ülkemizde geçirdiği dönüşüm ve bir sektör haline gelmesi ile yakından bağlantılı bir süreç olduğunu söylüyor.

ÖMER ERDEM: “DOSYALARIN OKUNMAMASI AHLAK SORUNUDUR!”
“Her ödül biraz politiktir. Bunu kabul ediyorum. Hatta gerekli de görüyorum. Ne ki, bu haliyle değil. İdeoloji ile politika arasındaki felsefi inceliğe işaret ediyorum ben. İdeolojik tutum taraf tutar politik olan strateji güder. Bir de ödülle toplum arasında illiyet bağının sürüyor olması gerekir. Çünkü ödül, şair- yazar’dan çok topluma bir sesleniştir. “Bakın” deyiştir. Duyun, görün. İlgi gösterin. Değer verin. Burada bir şey var. Bu çok değerli. Öyle mi, peki bizde öyle mi? Bir kere edebiyat bir değer hükmü taşımıyor artık toplum katında bu ülkede. Edebiyatta olup bitenler kimselerin önceliği değil. Edebiyatın da kendi doğal hayatını sürdürebilmesi için nitelikli kitleye ihtiyacı var. Bu mevcut kitlenin tamamıyla niteliksiz olmasıyla da ilgili değil. Ülkemizin, ben biliyorum nice nitelikli insanı var. Her yaş ve meslek grubundan her meşrepten nice nitelikli insanlar var. İşte bunlar okur yapılamadığı, okur ola madıkları için edebiyat yalnızlaştırılıyor. Bugün yapayalnızdır edebiyatımız. Hele şiir kimsesizdir. İşte böylesi ve tek taraflı bir ortamda alınıp veriliyor ödüller. Alanların suçu yok. Verenlerin de suçu yok. Durum bu. Gerçek bu. Çünkü alanlardan da verenlerden de kimsenin haberi olmadığı gibi kimselerin umurunda da değil.
Atmosfer, iklim meselesi anlayacağınız.”

METÜST SABİT FİKİR’DE!

Sabit Fikir ailesine, bu ay bir isim daha katılıyor: MetÜst! Usta çizer, bundan böyle her ay çizgilerini Sabit Fikir takipçileriyle buluşturacak.

Küçük İskender, Murat Gülsoy, Ömer Türkeş, Faruk Duman, Kaya Genç gibi isimlerin eleştiri yazılarını bulabileceğiniz dergi için, gazeteci-yazar Ferhat Uludere, geçen haftalarda yeni kitabı Bazuka’yı okurlarıyla buluşturan Murat Uyurkulak ile keyifli bir söyleşi yaptı.

IDEFİX VE PREFİX’LE ÜCRETSİZ

Kapağını genç çizer Sedat Girgin’in resmettiği dergide, Haydar Ergülen ünlü sahaf Vahan Usta’yı kendine has şiirsel diliyle anlatıyor; genç yazar Hakan Bıçakcı, Barış Bıçakçı’nın sinemaya uyarlanan romanı “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”i değerlendiriyor; Sabit Fikir’in müstear adlı yazarları Cemal Karanlık, Hayati Roman ve Fikri Sabit, keyifli yazılarıyla sayfalara renk katıyor.

Yayın yönetmenliğini Elif Bereketli’nin yaptığı Sabit Fikir, Idefix ve Prefix paketleriyle ücretsiz.

Sabit Fikir’in içeriğini ve daha fazlasını www.sabitfikir.com’da bulmak mümkün.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir