Tekinsiz bir şato ve ustaca kurgulanmış olay örgüsü… Okuru gibi yazarını da çok korkutmuş olan bu hikâye, Gotik Romantik dizisinin en önemli eserlerinden!

“Kortej kapıya varır varmaz durdu; öne çıkan Haber­ci bir kez daha meydan okuyan mesajı okudu. Manfred’in gözleri devasa kılıca takılmıştı ve pek de yazılı meydan okumaya kulak verecek gibi görünmüyordu. Fakat kısa süre sonra dikkati, arkasından yükselen sert rüzgârla da­ğıldı. Arkasını döndü ve büyülü miğferin üzerindeki tüy­lerin daha önce olduğu gibi sıra dışı biçimde dalgalandı­ğını fark etti. Yazgısını buyuruyormuş gibi görünen şart­ların altında ezilmemek için Manfred’inkine benzer bir cesaret gerekirdi. Yine de her zaman açıkça gösterdiği yiğitliğe yabancıların önünde ihanet etmeyi göze alama­yarak, hiç çekinmeksizin şöyle dedi:

“Sayın Şövalye! Her kim olursanız olun size hoş gel­diniz diyorum. Eğer ölümlülük hamurundansanız, yü­rekliliğiniz kendine denk bir yüreklilikle karşılaşacak ve eğer dürüst bir şövalyeyseniz amacınıza ulaşmak için büyüye başvurmayı hor görürsünüz. İster Cennet’in is­ter Cehennem’in işaretlerinden biri olun, Manfred, da­vasının doğruluğuna ve evini hep korumuş olan Aziz Nicholas’ın yardımına inanıyor. Atınızdan inin Sayın Şö­valye ve dinlenin. Yarın adil bir dövüş alanınız olacak; Tanrı haklının yanında olacak!”

“Gotik” terimini edebiyat alanında ilk kullanan kişi olarak bilinen Walpole, 1764 yılında kendi özel basımevinde hazırladığı Otranto Şatosu’nun toplumda nasıl karşılanacağını kestiremediği için, kitabı önce 16. yüzyıldan kalma İtalyanca eski bir elyazmasının çevirisi olarak sundu. Kitabın ilk baskısının kapağında “Otranto Aziz Nicholas Kilisesi Heyet Üyesi Onuphrio’nun yazdığı İtalyanca aslından William Marshal tarafından çevrilmiştir” ibaresi vardı. İkinci baskıda ise çevirmen ve yazar belirtilmiyordu.

 

Sonradan mektuplarından birinde söylediğine göre, bu roman bir düşten kaynaklanmıştı: “Uyandığımda o düşten anımsadığım tek şey, kendimi bir ortaçağ şatosunda görmemdi (benim gibi kafası Gotik hikâyelerle dolu biri için bu mekân çok doğal sayılır); hayli yüksek bir merdivenin en tepesinde, tırabzanın üzerinde son derece büyük bir zırhlı el gördüm. O akşam oturdum ve ne söyleyeceğimi, ne anlatacağımı bilmeden yazmaya koyuldum. Yazdıkça hikâye gelişti, benim de hoşuma gitmeye başladı (üstelik politikadan başka bir şey düşünebildiğim için de çok seviniyordum); kısacası kendimi öylesine kaptırdım ki, kitabı iki aydan kısa sürede bitirdim. Hatta bir akşamüzeri saat 06.00’dan sabaha karşı 01.30’a kadar kalemi elimden bırakmadığım için parmaklarım uyuştu ve Matilda ile Isabella’nın konuştukları bir paragrafın yarısında yazmayı bırakmak zorunda kaldım.”

HORACE WALPOLE

HORACE WALPOLE, İngiliz yazar ve sanat yapıtları koleksiyoncusu 1717’de İngiltere Başbakanı Sir Robert Walpole’un oğlu olarak dünyaya geldi. Orford Kontu unvanını taşıyan Walpole, gotik edebiyat türünün ilk örneği olarak kabul edilen Otranto Şatosu adlı yapıtıyla ün yaptı. Otranto Şatosu’nun (1764) yanı sıra dört ciltlik Some Anecdotes of Painting in England (1762; İngiliz Resim Sanatıyla İlgili Anekdotlar), The Mysterious Mother (1768; Gizemli Anne), Historic Doubts on the Life and Reign of King Richard III (1768; Kral III. Richard’ın Yaşamı ve Saltanatıyla İlgili Tarihsel Kuşkular), On Modern Gardening (1780; Modern Bahçeciliğe Dair), A Description of the Villa of Mr. Horace Walpole (1784; Mr. Horace Walpole’un Villasının Tasviri), Hieroglyphic Tales (1785; Hiyeroglif Gibi Masallar) adlı kitaplar yazdı. Ölümünden sonar 42 cilt olarak yayınlanan 3 binden fazla mektubu, döneminin olaylarına, törelerine ve beğenisine ışık tutmaları bakımından önemlidir. 1797’de öldü.

 

OTRANTO ŞATOSU

Yazar: Horace Walpole

Çeviri: Zeynep Bilge

Tür: Roman

Sayfa sayısı: 129

Fiyatı:  10 TL

Yayın tarihi: 15 Kasım 2011

Share