özlemin,

sol yanımda ağrısı dinmeyen
bir yarayı deşiyor hesapsızca
dalgalar yüzümde yıkıyor
suskunluğun kalelerini

en olmadık anda
tutuyorum kendi ellerimden
sana geliyorum
var mısın diyorum
var mısın hayata yalınayak koşmaya
can kırıklarıyla kaplanıyor düşlerim
varmadan daha sabaha
eski bir evin çatı arasında
tozlanıyor ışığın avucundaki silüetler

kitaplar..
bir çıkarılıyor
bir kaldırılıyor aşk adına.
şiirler bir yazılıyor,bir siliniyor
sevdaya infaz edilen uykularına

nefes nefese yüreğim
mavi bir ışığın altında tenime bırakılan
suskunluğun peşindeyim
yeryüzünü terk ediyor benliğim
ve..
denizde balık olmayı bekliyor
senli düşlerim
kül rengi bir martıya
yem olmadan
belki de bu son dileğim…

 

Nurcan Çakır/14.02.2011

 

 

 

 

 

 

 

 

Share

2 thoughts on “Martıya Yem

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir