Uzaktan bir rüzgâr getirmiş seni

Bitap yüreğinin

aşk motifli yırtık heybesinde

Ne tebessümün, ne ferahlığın benziyor

Bildik esintilerin muamma renklerine…

Mavi; yaşanmamış bir keşke,

Haylaz fırtınanın ayak izi,

Çarnaçar ardından bakılan…

Yılgı;

Toz duman sükût geriye kalan,

uzaklaşırken nefes nefese zaman…

Hayal; gözlerindeki ölçüsüz ışıltının diğer adı,

Kafdağı, Zümrüdüanka, kuyruklu yıldız,

Dost sandığımız şimal rüzgârı

Gündoğumundan önce uçan peri kızları…

Bir varmış bir yokmuş çocukluğum;

çöllerinde umutlarımı unuttuğum,

kekremsi burukluğum …

Nabız atışların savruk,

bakışların ürkek,

Kararsız gülüşlerin,

Nefeslerin cilveli

çömezce erteleyeceksin

Kulağında fısıltılarını arayan o aşina melodileri…

Yağmur damlasından

buse koparacak kadar çapkın yüreğim,

telaşlı bulutların ellerini

öpmeye kıyamayacak kadar öksüz aşkım,

sensiz, mecalsiz sözlerim…

İşte böyle…

Yırtık perdenin aralığından süzülen ay ışığı

Kıskanmaların en zirvesinde,

Kahırla peşinden koşuyor şimdi

Sana anlattığım bu esrarengiz masalın

unutulmuş harabelerinde,

nefesi yitik, fersiz izlerinde…

masal bu ya..

ömrüm bir şiirde saklı,

şiir bir şairde..

 

Nurcan Çakır

 


Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir