Bence;

’Şiir yürekte kabuk tutmayan bir yaradır

Kanadıkça akar dize dize’’

Şiir nasıl yazılmalı?Bir kalıbı var mı?Ya da şair nasıl yazmalı?

Yıllardır bir çok platformda tartışıldı bu sorular, ama beni tatmin edecek bir sonuca ulaşmadı. Mutlaka bu anlamda uzmanlaşmış mercilere göre bir kuralı ve kalıbı vardır. Ben bu kalıplara sıkıştırılmış, üzerinde çalışılmış şiirleri pek tercih etmiyorum. Şiirle, usta şair Can Yücel’i ilk okuduğumda tanıştım. Yalın olmalı, su gibi duru olmalı. Okuduğumda tam olmasa da içeriği yaşamalıyım. İçine süzülmeliyim her dizenin. Şiirin bendeki anlamı bu. Şairin şiirindeki esin ne olursa olsun, mutlaka kendinden kesitler olduğuna inanırım. Hiç tanımadığım bir şairi dizeleriyle değerlendiririm, bu anlamda yanılgılarım ve kırgınlıklarım  da oldu elbette.

Bana göre şiir bir tür iç döküştür, yenilenmektir. Çünkü  susku yürekte biriktikçe  yara büyüyor. Sanatın her bir dalı ruhu kendi kategorilerine göre arındırır. Ressam fırçası ile, şair ve yazar kalemi ile müzisyen entrüsmanı ile yüreğindekileri yansıtır. Sanatın hiçbir dalında yeteneği olmayanlar ise sanatçıların yansımalarıyla aydınlanır diye düşünüyorum, çünkü ben çok keyif alıyorum sanatın her bir dalından.

Ben yazarken kurgulamam, yazacağım anı da bilmem, o an içimden geldiği gibi akıtırım kağıda. Şiiri süslemek adına imge kullanmam, deşifre  veya refüze etmemek adına betimlemeler kullanırım nadiren. Genelde imla ve yazım hatası yoksa hiç dokunmam sonradan şiire. Yazıldığı gibi bırakırım.

Güzel paylaşımlar dileğimle..

 

Nurcan Çakır

 

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir