“Pars, parçalanmış bir hayvandır.

Geceleri ormanda dolaştığı zaman. Vücudunun her bir parçasını, orada onun adına gözlerini dört açsınlar, diye ormanın dört bir tarafında bırakırdı. Sözgelimi, bir tüy bir çalılığa takılır, hayvanın geçip gitmesinden sonra orada ansızın gözlerini açarak. Karanlığı onun adına süzmeye başlardı. Bu, yalnızca tüyün kendi çabasıyla oluşan bir şey değildi elbette. Her yanıyla görmeye, duymaya, koklamaya alışmış bir parsın, kendi parçalarına verdiği bir armağandı bu. Böylece ormanı ele geçirir, gölgesinden ürkülen korkunç bir hükümdara dönüşürdü.

Yine de, eninde sonunda bir parçalanma haliydi bu…”

Faruk Duman

‘On üçüncü yüzyılın son yıllarında yaşayan bir leopar, sabahın şafağından akşamın alacakaranlığına kadar birkaç kalas, birkaç demir parmaklık, durmadan değişen erkek ve kadın yüzleri, bir duvar ve belki de kuru yapraklarla dolu taş bir yalak gördü. Sevgiyi ve yırtıcılığı, avını parçalamanın harlı zevkini, geyik kokuları getiren rüzgârı özlediğini bilemedi, bilemezdi. Gene de içinde bir şeyler tıkandı, bir şeyler isyan etti ve Tanrı ona rüyasında şunları söyledi: ‘Kullarımdan biri seni şu kadar kere görsün ve seni evrenin düzeninde yeri önceden belli bir şiirde bir suret ve simge olarak kullansın, diye bu hapishanede yaşayacak ve öleceksin. Şimdi tutsaksın ama şiire bir sözcük katmış olacaksın.’

J. L. Borges’in “Yolları Çatallanan Bahçe” adlı öyküsünden yapılan bu alıntıyla başlayan kitap, Tanrı’nın leopara vaat ettiği ‘sözcüğü’ edebiyatımıza kazandırıyor!

 

Faruk Duman’ın 1974 yılında Beypazarı’nda vurulan son Anadolu Parsı’na adadığı romanı Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur, adsız kahramanımızın çocukluğunu geçirdiği köye dönüşüyle başlıyor. Hayal ve gerçeği birbirine katan yıkımları yüklenen ve çocukluğunda duyduğu tüm tekinsiz söylencelere rağmen evinin yanı başında uzanan ormana sığınan genç bir erkek… Babasından yadigar siyah, kudret timsali çizmeleri ayağına geçirip ormanın hakimiymişçesine yürürken; ağaçların ve kendi dünyasına akan nehrin sihrine kapılan kahramanımız için asıl hikaye, ormanda bir yaprak misali savrulan ‘göz’ ve çocukluk aşkı Ceren’i bulunca başlar.

“Yaralı av, yaralı avcı ve geçen zamana ayak direyen çocukluk aşkı” üçgeninde hayat bulan Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur, daha önce yazılmamış şeyleri okuduğunuz hissini var gücüyle içinize seriyor. Faruk Duman’ın dil ve biçim arayışındaki yeni sıra dışı eseri, “Keşke sadece bir masal olsaydı” dedirten bir sona sahip üstelik…

 

Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur, unutulmayacak!

 

FARUK DUMAN

 

FARUK DUMAN, 1974 yılında Ardahan’da doğdu. Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü’nden mezun oldu. Av Dönüşleri ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, Keder Atlısı ile 2005 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, Adasız Deniz’le 2011 Memet Fuat Deneme Ödülü’nü, İncir Tarihi ile de 2011 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandı. Duman, Can Yayınları’nda editörlük yapıyor.

VE BİR PARS, HÜZÜNLE KAYBOLUR

Yazar: Faruk Duman

Tür: Roman

Sayfa sayısı: 100

Fiyatı:  8,50 TL

Yayın tarihi: 01 Şubat 2012

 

Share