Su gibi değişiyor bakışlar, şaşıyorum…
Adı yok hiçbir şeyin.
Yitirdim güzelliklerimin günlüğünü.
… Acımıyorum şimdi kimseye, kendime de.
Gecenin en karanlık ve çekilmez yerine yakıştırdılar beni.
Günlerime durmadan kötü haberler geliyor.

Sırtımdan bıçaklandığımdan; arkama sık sık dönüp bakışım.

Su gibi akıyor yalan gülüşler, bakamıyorum…
Adı yok hiçbir şeyin.
Yok hiçbir şey.
Parantezler hep olacak ömrümüzde.
Keşkeler, pişmanlıklar ve hiçbir özürün kapatamayacağı büyük hatalar.
Yaşadığımız sürece çok sır gizleyeceğiz daha.
Kimselere gösteremeyeceğiz kanayan öfkelerimizi.

Bundan sonra hiç türkü söylemeyeceğim,
şiir yazmayacağım dostluk ve aşk üstüne.
Yüreğim yokmuş,
yüzümü hiçbir fotoğrafa sığdıramamışım.
Dünyayı yakar gibi içiyorum sigaramı. Rakım zehir…
Ellerim yokmuş, ayaklarımı başka bir şehirde unutmuşum.
Yolun yarısında her şeyim olanlara veda ediyorum.
Artık zamansız esen bir rüzgârım.

Hayat kelimelere muhtaç değil.
Bu döngüye sakıncasız uyuyorum. İtiraz hakkım kalmadı artık.
Tüm kötülükleri seyreden çocuklara üzülüyorum.
Sustukları yerde katı bir hüzün saplanıyor göğsüme.
Hayat bana muhtaç değil.
Yanılacak o kadar şey içinde gidip en iyi bildiğime yanılıyorum.
Beni yenilgiye uğratanlar kazanmayı öğrettiklerim.
Bana sonsuz acılar kalsın diye hep en çok sevdiklerimi aldılar elimden.
Beni hep en çok sevdiklerim kırdı.

Karalandığım satırlarda öldüm.
Öldürdüm birisini ölürken.
Tek damla kanı akmadı.
Yalan övgüler kulaklarımı tırmalıyor şimdi.

Gecenin on yerinden on yıldız kaydı, ay küflendi.
Hüzün tadında bir şiiri yırttım yine
Sevdiğim kadınlara türküler söylendi.
Sazımı kırdım.
İnsanı ya anası ya kardeş bildiği vurabilir.
Yalnızlık oldum bu gece.
Kendimi çok sevmişim diye
başkalarını hiç düşünmemişim diye
darağacına gönüllü yürüdüm.
Şiir büyüsünde çekindiğim fotoğraflar yıllar geçmeden sarardı.
Gecenin ortasında sevdiğim kadınların telefonları çaldı.
Kalbim aldattı beni, öldüm.
Öldürdüm birisini ölürken.
Tek damla kanı akmadı…

Ertan AKYÜZ

Share